By Fresco Cave Suites, Sep 7 2017 05:19AM



Sevgili misafirlerimiz,


Sizler için hem otelimizi hem de Kapadokya'yı tanımanız için bir fırsat oluşturmak istedik. Bu doğrultuda her ay gezi yazıları yazan bir arkadaşımızla daha fazla kitleler de duysun diye çekiliş düzenliyoruz.


Bayram başında bayram hediyesi olarak düzenlediğimiz hediyemizin çekilişini @gezipgelicem ile yaptık.


Ve kazanan talihlimiz @Ilgazannesi adlı instagram hesabına sahip takipçimiz oldu. Yedek ise @esenturann oldu.


Kazanan takipçimizi tebrik ediyor, yedek talihlimize ise %20 indirim hediye ediyoruz.


Diğer takipçilerimiz ise üzülmesin, kısa zamanda sadece sizlere özel kampanyalarımız olacak.


Katılan herkese sonsuz teşekkürler



* Kazanan takipçimiz 10 eylül tarihine kadar otel ile iletişime geçmez ise hakkı yedek kişiye geçer.

* Kazanan takipçimiz 30.03.2018 tarihine kadar konaklama hakkını kullanabilir.

* Konaklama 2 kişilik odada 2 gecedir.

* Özel tarihler hariç otel müsaitliğinde bir tarih kazanan takipçi ile beraber belirlenir.

* Kazanan takipçi hakkını bir yakınına devir edemez.

* Tarihler belirlendikten sonra değişiklik yapılamaz.




By Fresco Cave Suites, Aug 22 2017 07:23PM



Yeşil Otel yolunda ilk çalışmalarımız bundan 3 sene öncesine dayanıyor. Dr. Tekiner Kaya danışmanlığında otelimizde enerji verimliliğini nasıl artırırız ile başlayan ve çevremize nasıl katkı sağlarız ile son bulan bir konuşmanın ardından çalışmalarımıza başladık.


İlk işimiz enerji verimliliği oldu. Öncelikle tüm ışıklarımızı led sistemine geçirdik. Dış mekan ışıklandırması zaten led sistemiyle çalışıyordu fakat biz odalar başta olmak üzere tüm otelin lambalarını lede dönüştürdük. Bu bize yılda 36.000 KW tasarruf sağladı. Yani yılda tam 15,5 ton daha az karbonu doğaya bırakmayı başardık. Yani yılda 51 ağacı kurtardık. Elbette buna daha da geliştirmek için çalışıyoruz. Şöyle özetleyebiliriz normal bir lamba bir günde 540 W yakarken led lamba 72 W yakıyor. Ardından güneş enerjisini daha verimli kullanmak ve kömür kullanımında verimliliği sağlamak adına çalışmalar yaptık. Otel odalarımızda banyolara su tasarrufu cihazları kurduk. Hem misafirin kullanımda bir sıkıntı yaşanmadı hem de % 65 daha az su harcadık. Musluklarımızdan dakikada 8 litre su akarken, artık 3,5 litre akıyor. Yağmur suyunu damda toplayarak çiçeklerimizi suladık. Klimalarımızı seçerken, en yüksek enerji tasarruflu olanları tercih ettik.


Otelimizde sürekli olarak tükettiğimiz enerjiyi ölçüyor ve enerji tüketimlerinin yüksek olduğu alanları belirliyoruz. Ardından bu alanlarda iyileştirmeler yaparak, karbon ayak izimizi azaltıyoruz. Bu bize aynı zamanda çok büyük kazanç sağlıyor. Fakat amacımız, ticari kaygıdan önce doğal kaygılar: Biliyoruz ki; kaynaklaırmızı bu hızla tüketmeye devam edersek, 50 yıl içinde ülkemiz çöl olacak; Turizm sektörü olarak, su kaynaklarının, orman ürünlerinin ve enerji kaynaklarının tüketiminin %20’sinden biz sorumluyuz. Yoksulluk sınırının altında yaşayan insan sayısı dünyada 2 milyar. Bu veriler, tüm insanlık için ticari kaygının önünde yer alması gereken çok önemli bilgiler.



Otelimize uygun bir çöp kutusu bulamadığımızdan kendi tasarımızı oluşturduk ve belirli yerlere ahşap oymalı geri dönüşüm kutuları koyduk. Odalardaki çöplerimizi ayrıştırarak geri dönüşüm odasında bölümler oluşturduk. Atık yağlarımızı yetkili atık yağ toplama firmasına verdik, sularımızı kirletmedik.

Çalışanlarımıza verdiğimiz eğitimler sonunda başta kendilerinin bu bilinci kazanmasını sağladık. Her bölüm kendi içinde hem otelimize hem de çevreye katkı sağlayabilecek hedefler belirledi.

Kahvaltımızda daha çok yerel ürün koymaya gayret gösterdik. Örneğin, pekmezimiz kendi üzüm bağımızdan reçellerimiz pazarımızdaki meyvelerden ve çıtır halkalarımız tandırımızda yapıldı.

Önemli olanın yapmak değil sürdürebilmek olduğunun bilincindeyiz. Herkes bir ağaç dikebilir ama o ağaca bakmak emek istek devamlılık ister.


Amacımız; sürdürülebilir bir yaşam ve turizm için yaşanılabilir bir Kapadokya’yı gelecek nesillere bırakmak, tüm paydaşlarımıza ve çalışanlarımıza bu yaklaşımı aşılamak olacak..






By Fresco Mansions, Aug 15 2017 06:46AM



Fresco Konaklarının en önemli misafirleri çocuk misafirlerimiz için cevizi tanıtalım istedik:)



Merhaba benim adım Ceviz,


5 yaşındayım geçen mayısta doğum günümdü. Kimse kutlamadı. Herhalde doğum günü hediyesi olarak beni vadiye götürdüklerinde kaçtığım ve 5 saat beni yayan aradıklarından artık doğum günümü kutlayan yok.


Fresco Konakların'da yediğim önümde yemediğim arkamda hatta dobik bile oldum ama yinede kaçmaya bayılıyorum. Girmediğim delik gitmediğim mekan yok. Hatta bir sene önce kafam kadar kemik getirdim otele , teşekkür edeceklerine herkes kokudan bi taraflara kaçıştı.


Her kaçışımda bi yerimi deldiriyorum. Misal bugün sabah kafam delik geldim otele. Biri “Cevize verdiğimiz veteriner parasıyla 20 tane köpek alırdık” dedi. Bi kere benim gibisini bulamazlar ikincisi parayla ne diye alıyorsunuz bi sürü barınak var, bi tanesinden alın".


Son iki gündür geceleri bi yerlere kaçıyor sabahları otele geliyor horul horul uyuyorum. Dün gecede gelmeyince Gamze baya telaşlanmış, bi sürü kızdı bana sabah gelince.“ Hani eskiden bi işe yarar en azından misafirlerle oynar çocuklarıyla da ilgilenirdin. İyice kadir kıymet bilmez oldun. Bak sokaktaki köpeklere nasıl sevilmeye muhtaçlar.” dedi. Bi kere ben köpekler arası kıyaslamaya karşıyım. İletişim açısından doğru değil.


Neyse bu güzel giyinmesine rağmen bide yıkadı otelin önünde beni, delik kafama da merhem sürdü. Güneşte bıraktı sonra kuruyayım diye. Şimdi beni içeri alsın diye en şirin ifademi takındım ona bakıyorum.



By Fresco Cave Suites, Aug 12 2017 06:02AM


Selamlık ve haremlik avlusuna açılan kapının üstündeki kitabe yıllarca okunmayı beklemişti. Ama maalesef okumaya çalışan her kişi bunun Karamani Türkçesinde Arap harfleriyle yazılmış bir dörtlük olduğunu söylüyordu. Belki de bunu taşa oyan taş ustası da sadece önündeki yazıyı taklit etmişti. Kitabenin okunamadığı her gün daha bir merakla bakar olmuştuk taş oyması yazılara... Büyük ihtimalle kitabe okunduktan sonra konakların yapıldığı yıl ile de ilgili bir ipucu yakalayacaktık.

Uzun arayışlar sonucunda Nevşehir Hacı Bektaşi Üniversitesinden Malik Bankır kitabenin kalıbını çıkartarak kendine göndermemizi istedi. Büyük bir titizlikle yaptığımız işlemden sonra merakla gelecek olan cevabı beklemeye başladık. Birkaç günün ardından aldığımız haberle adeta sevince boğulduk. Çünkü kitabeden bir şiir çıktı. Belli ki bu şiir o dönemde konağı yaptıran sahibi tarafından konağa hitaben yazılmıştı. Şiir dört kıtadan oluşuyordu:


HEZÂR ÂN NİMETLERLE PÜRDÜR / OL YAR SEBZ-İ NİSAN SIBGA ÖMRİ

Dİ FEHMİ DÜR GİBİ TARİH-İ LAFZI / DEVR-İ ŞİST SALİNDEN İKMAL BULA NAKŞI


İstanbul Ticaret üniversitesinden Dr. Yusuf çam ve arkadaşları şu şekilde çevirdi:


“Ey yar;

Binlerce nimetle dolu olan bu yerde ömrün nisan yeşilliğine diriliğine bürünmüş gibi olsun

Fehmi! Sen söyle inci tanesine benzeyen tarih sözünü, onlar "Devr-i Şist " yılından şifreyi çözsünler”


Bu kıtada geçen Fehmi Bey, o dönemin şairlerindendi. ( Yazar Mustafa Kaya’nın Ürgüp Şairler antolojisi kitabında şair Fehmi’nin bu şiirinden bahsedilmiştir) Bu son kıtada ebcet hesabı* olduğu söyleniyordu. Yani bu hesapla bu şiirin konağa veriliş ya da konağın yapılış tarihini bilecektik. Hesaplar sonunda 1708 gibi bir rakam çıktı. Ama hala şair devri şist demekle neyi kastetmişti çözememiştik.

Sonuç olarak, bizi en çok etkileyen olay konağın ne kadar eski olmasından çok o dönemin insanlarının kim bilir ne emeklerle oraya koydukları evlerine (şaheserlerine) şiir yazdırmaları olmuştu.

( *ebcet dizgesinden yararlanarak bir sözcüğü rakama çevirme ve genellikle eski ozanların yaptığı biçimde, sözcüklerle ve dizelerle önemli bir olayın tarihini gösterme yöntemi.)








By Fresco Cave Suites, Aug 8 2017 07:42AM

Akıllıoğlu Konağının kırmızı ve mavi odaları asıl Ürgüp Kalesi’ne bakar. Bu odalarda kalan konuklar hele akşamdan sonra odalarına yerleşmişlerse, sabah uyandıklarında 1898’den önce dahi Uçhisar Kalesi gibi yüksek ve biçimli bir duvar gibi olan bu devasa kaleyi gördüklerinde güvenliğin zayıf olduğu dönemlerde emniyetli bir konağı gecelemeye seçtiklerine ne kadar memnun olmuşlardır.

Bu kale Anadolu Selçukluları döneminde “Burgut, Berekut, Börügüp Kalesi” olarak geçmektedir. Esas olarak “Burgut Kalesi” doğru olup diğerleri Osmanlıca’nın ünlü seslerindeki okunuş zorluğundandır. Avrupa’daki Hamburg, Petesburg, Salzburg kent isimlerinde olduğu gibi “burg” sözcüğü, sağlam korunaklı kale anlamına gelmektedir ve Türkçe olduğunu sanıyorum. Texier 1863’te basılan Küçük Asya adlı yapıtında “kentin asıl büyük kalesi daha kuzydedir” diyerek Akıllıoğlu Konağının arkasındaki Kadı Kalesini işaret eder.


Eski Hükümet Meydanı olan bu alanın güney-batısında yine kaya bir kale olan Burhan Kalesi vardır. Bu üç kale birbirine tunellerle bağlıdır. Tüm eski evler de tünellerle Ürgüp Kalesi , Kadı Kalesi ve Burhan Kalesine entegre olarak bağlıdır.

Büyük bir olasılıkla Ürgüp de bir yer altı kentine sahiptir ve büyük evler 1826’dan Sened-i İttifak’tan sonra Ayanların saray gelirlerine ortak olmasından sonra yapılmıştır.

Kadı Kalesi adı Anadolu’nun birçok yerinde bulunan ve Ana Tanrıça tapkı yerini içeren “KATU GALA” sözcüğünden gelmiş olmalıdır. Kayseri ve Sivas Sultanı Kadı Burhanettin bölgede kaleleri tahkim ettirmesiyle tanınmıştır. Bu sırada büyük kaleye “Kadı” Dere Mahallesindeki kaleye de “Burhan” adını vermiş olabilir.


Esbelli Kayasının tüm çevresinde taka mezarıların çokça olması ve Kadı Kalesinin özellikle güney yamacının tamamen taka mezarlarla dolu ve birkaç oda mezar da olması burasının kutsal alan olduğunu kanıtlar gibidir. Kadı Kalesinin en üst katında çok özenle oyulmuş beş kemerli aşıtlar ve çok dar tığraz da bunu kanıtlar gibidir.


Zaten hemen yakınındaki Temenni Tepesinin de kutsal alanlığı 1852’ye dek devam etmiştir. Sümerce’de “Temenni-Kurra” sözcüğü kutsal alan, kurban alanı anlamını içermektedir. Burada beş ölü alan mezarların çok olması, yolun dahi mezarlık olması bu kutsal alanlara yakın gömülme arzusunun delilleridir. Tarihsel dönemlerde birçok kral ve sultan ve bunların çocukları taht kavgalarında bölgeye ve bilhassa Ürgüp’e sığınmışlardır. Bunlardan III. Alaaddin Keykubat, IV. Rüknettin Kılıçaslan Ürgüp’te yakalanarak öldürülmüşlerdir. 1852’de Kayseri Valisi Vecihi Paşa Temenni Tepesinin cemaatler arasında tartışma yarattığını görerek, kendince bir çözüm üreterek IV. R. Kılıçaslan adına bir türbe yaptırıp, sembolik bir mezar da yaparak, derviş evi olan dergah tesis etmiştir. R. Kılıçaslan’ın annesi Hıristiyan babası müslüman kendi de bu iki dinin sentezi bir din olan İsmailiye olduğundan Rumlar ve Ürgüp’teki Müslümanlar arasında bir uzlaşma sağlanmıştır. Halk arasında halen de adak adanan ve çeşitli rivayetleri yaşayan kutsal bir mekandır burası.


Kadı Kalesinde mevcut ve Rumlarca Ürgüp’e adı da verilen Aziz Prokopios Kilisesi ve çevresindeki manastır için de burasının tesadüfi seçilmediği tahmin edilebilir. Arkeolog K.T. TÜRKMEN Az. Prokopios Kilisesinin bugün de ayakta olan 10 sütunlu büyük kaya oyma salonun Putperest Tapınağı olduğunda ısrarı da Ana Tanrıça Tapkısı, Putperest ve Hıristiyanların sırayla bu çok güvenli alanı kullandığını beliritir .

Az. Prokopios Kilisesinin çevresinde en az yedi kaya oyma kilise bulunur. Bunlarda kırmızı haç dışında herhangi bir resim yoktur ve haç da çok azdır.


Kadı Kalesinin burcu 1954’te yıkılmıştır. İpek Yolunu görmesi önemli bir mevkide olduğunun kanıtıdır. Bu burcun mimarisi de XIX. Yy gravürlerinde burgu gibidir. Kadı Kalesinden batı yönüne giden tünel tahmini 18 Km olup Nevşehir Kavak köyüne çıkar. Güney-doğu yönüne gidiş-dönüş çift yollu ve 750 metre kadar olan tüneller ise Sivritaş kayasına çıkar ve Kalenin su gereksinimi içindir. Bu tünel PTT, Emniyet Müdürlüğü vb yeni yapılan binaların temelleri nedeniyle bozulmaya uğramıştır.


Karamanoğlu Cami de XIII. Yy. ‘da Kadı ve Burgut Kalesi arasına yapılarak aradaki büyük açıklık kapatılmak istenmiş olabilir. XIX. Yy ortalarına dek Develi Kalesi ile birlikte ve “Ürgüp Kalesi” adı ile geçmektedir. Çimenli ve Temenni kayalarının bitişik ve büyük bir kaya kemer kapı ile Kalenin I. Kapısının burası olduğu söylenir. Ürgüp Kalesi üç kapılı imiş. Bugün dahi mevcut Kaya tünel ve taş kemerli ordu geçiti için yapılmış tahkimat sistemleri ile oldukça sağlam bir kale imiş. Hatta Kadı Burhanettin’in günlüğü olan Bezm ü Rezm adlı eserde Ürgüp Kalesine sığınan Kayseri Valisi için Kadı’nın yazdığı mektupta “Sen Burgut kalesine saklanmakla kurtulduğunu sanıyorsan, oradan çıkmanı da beklerim” cümlesi Ürgüp Kalesine sığınanların kurtulmasının daha kolay olduğunu biraz olsun göstermektedir.


Kadı Kalesi çevresinde çok sayıda Roma Mezarı vardır. Tüneller, tığrazlar ve tığraz taşları bir hayli çok miktarda yer alır. Bu alanlarda İpek Yoluna şile bezi dokumak için cufalık çukurları, tandırlar ve imalat için büyük tandırlarla, şirahne ve bolumlar da çokça bulunmaktadır.


Türkler Anadoluya girdiği zaman Kayakapı ve Esbelli Mahalleleri boşalmıştı. Türklerin 700 atlı ile ilk olarak terkedilmiş Kayakapı Mahallesine yerleştiği sözel olarak söylenir. Önceleri Esatağa Konağı önü çarşı iken Osmanlı döneminde Karamanoğlu Cami çevresi yani Akıllıoğlu Konağı önü çarşı olmuş; Osmanlı son dönemlerde Rum ve Türk bölgesinin birleşim yerine doğru ilerlemiştir.


Tütün Rejisi ve Müdafa-i Hukuk Cemiyeti de bu meydana çok yakındır. Karamanoğlu Camisi güneyinde 1948’de yanan iki katlı Hükümet Konağı ve cezaevi; güney-batısında Türk Hamamı, Halıhane, Tahsinağa Kütüphanesi, bir konak ve havuzlu bir park vardı. 1957 yıllarında Belediyece yıktırıldı.

Son Osmanlı Şeyhülislamlarından Mustafa Hayri Efendi’nin Evi ve mezarı da Karamanoğlu Camisi avlusundadır. İsmet İnönü de 1942’de Ürgüp’e geldiğinde silah arkadaşı ve Ürgüp Belediye başkanı olan İsmail Akıllı’nın evi Akıllıoğlu Konağı Pembe Odada kalmıştır. Meydanın Hemen güneyinde yer alan İnkılap İlkokulu projesi de Mimar Kemalettin Beyindir. Hayri Efendinin gayretleriyle yaptırılmıştır.

Karamanoğlu Camisinin Beylikler dönemine ait kütüphanesinin çok sayıdaki tüm kitapları 1970’li yıllarda camiyi ısıtmak amacıyla yakılmıştır.


Akıllıoğlu Konağının pencerelerinin sunduğu eşsiz görünüm, çevre hakkında rehberinizin sunduğu geçmişin izleri ile zenginleşirken, yaşadığımız günlerin çevre anlayışı hakkında işittiklerimiz bu alan için acil önlemleri önermektedir bize…


METİN : Mustafa KAYA- Emekli Öğretmen/ÇEKÜL Ürgüp Temsilcisi



By Fresco Cave Suites, Jul 29 2017 07:49PM


Bu sorunun cevabını otelin ilk açıldığında ben de bilmiyordum. Misafirlerimizi Ürgüp’te birkaç tane iyi restorana yönlendiriyorduk. Açıkçası şehrin merkezine çok yakın olduğumuz için akşam yemeği vermeye hiç ihtiyaç duymamıştık. Ama bir şeyler de eksikti. Bir gün yabancı misafirlerimizden biri bana : “Kapadokya’da ne yenir ?” dedi. Ben de her zamanki gibi şehir merkezinde testi kebabı yapan yerlerden birini önerdim. Fakat bana bir daha sordu: “ Bu yöreye ait bir yemek mi?” “ Hayır aslında Niğde yöresine ait olduğunu biliyorum bir de sunumunda çömleği kılıçlarla kırınca turistler tarafından ilgi çekiyor dedim. Misafirimiz “ hayır ben yöresel sizlerin atalarınızın yediği, geçmişten bugüne getirdiğiniz yemekleri yemek istiyorum “ dedi. O an Mustafapaşa’daki eski konakta anneannemin tandırda yaptığı yemekler aklıma geldi. Öyle bir anlattım ki konuşmamın sonunda her ikimizin de ağzı sulanmıştı. “Peki, yapan var mı” dedi. Ben de aramaya başladım. Maalesef o gün tandırda herhangi bir yemek yapan birini bulamadım.


İlerleyen günlerde babam kahvaltı salonunun terasında bir yığını düzeltmeye uğraşıyordu. Sanki bir odaya kum doldurulmuş gibiydi. Kumu açtıkça ortaya siyah bir davlumbaz çıkmaya başladı. Günün sonunda heyecanla çıkarttığımız toprağın altından eski bir davlumbaz ve altında harap olmuş bir tandır çıktı. Bu bize bir işaretti. Yemek kültürümüzü geçmişten günümüze getirebilirdik. Hemen davlumbazın altına Avanos’tan çıkan killerden toprak bir tandır yaptırdık. Odayı temizleyip düzenledik. Tarihçi dostlarımız bu tandırın Hitit döneminden kalma olduğunu söylediler. Tandır kültürünün 5000 yıllık bir geçmişe sahip olduğunu da. Başlarda ısınma amaçlı kullanılan tandır zamanla yemek ve ekmek yapmak için kullanılmış. Ateş gılamada ya da çıtırgı denilen kuru üzüm çubuklarıyla yakılır ateş söndükten sonra yemekler bölgeden çıkan toprakla yapılan çömleklere konulur ve pişirilirmiş.

Biz de misafirlerimize farklı bir alternatif sunmak adına Tandır yemekleri yapmaya başladık. Her ürünü aynı gün yapıp taze taze misafirlerimize sunup çoğunluğunun tandırda pişmesine gayret gösterdik. Alakart bir menü olmadığından ve yemekler sadece minimum iki misafire özel olarak yapıldığından rezervasyonları bir gün öncesinden almaya başladık. Misafirlerin olumlu geri dönüşleri ve yapıcı eleştiriyle güzel bir menü oluşturduk.


Ve artık misafirlerimiz “ Kapadokya’da ne yenir?” sorunu sorduğunda verilecek bir cevabımız var.

Geçmişin tatlarını günümüzde eski bir tandır odasında yemek isteyen her misafirimizi Fresco Cave Suites | Cappadocia ya bekliyoruz.







 

Screen Shot 2017-08-15 at 09.28.15 Ana Sayfa Dön Screen Shot 2017-08-15 at 09.51.34

Fresco Blog